Pınar Gökçınar Balkan…
Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan’ın eşi..
Çağla ve Çınar’ın biricik anneleri…
Pınar Hanım’la ilk tanışmam, 2014 yılında İstanbul’dan Urla’ya dönüşümde oldu. Şimdinin Başkanı Selçuk Bey, o dönemde CHP’nin Meclis Üyesi; Pınar Hanım da Urla Belediyesi Kentsel Tasarım Müdürlüğü’nde görevliydi.
Kısacası 12 yıldır tanırım Pınar Hanımı…
Bir insan aradan geçen 12 yılda hiç değişmez mi? Kocası belediye başkanı olan bir kadın popülariteye hiç kapılmaz mı?
Hiç değişmedi Pınar Hanım… O zamandan bu yana güler yüzlü, alçak gönüllü, saygılı ve de şımarmayan bir karakter…
Bu eşsiz özellikleri taşıyan karakterine yenilerini eklemeye de devam ediyor.
Hani dillere pelesenk olan bir söz vardır ya;
Çocuk da yaparım kariyer de diye…
İşte Pınar Hanım iki çocuğunu büyütüp, eşi Selçuk Balkan’ın belediye başkanlığı yarışı ve sonrasında koltuğa oturup sorunlarla boğuştuğu sırada onlara verdiği emekle birlikte 7 yıllık uğraş sonunda kariyerine alkışlanacak bir unvan ekledi.
Pınar Gökçınar Balkan, artık bir Doktor…
2002 – 2006 yılları arasında Ege Üniversitesi Matematik Bölümü’nü tamamladı.
Aynı yıl İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (iYTE) Matematik Bölümü’nde yüksek lisansa başladı ancak yıllardır gönlünde yatan mimar olma düşüncesinden dolayı kısa süre sonra vazgeçti.
2007 – 2011 yılları arasında İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (iYTE) Mimarlık Fakültesi’ni bitirdi ve ikinci lisans eğitimini tamamladı.
2014 – 2018 yılları arasında İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (iYTE) Mimarlık Fakültesi Fen Bilimleri Enstitüsü Mimari Restorasyon Bölümü’nde Yüksek Lisans yaptı.
Pınar Hanım Yüksek Lisans Tezi’nde, İzmir’in tarihi semtlerinden biri olan Damlacık’ı mercek altına aldı. “İzmir, Konak’ta tarihi Damlacık semtinin koruma sorunlarının değerlendirilmesi” adlı çalışmayı tamamladı. Konak Tüneli’nin üzerinde yer alan Damlacık Semti’ne ait tarihi on mahalleyi inceledi.
Balkan, 2019-2026 yılları arasında 7 yıl emek verdiği kariyerinin bu aşamasında ise Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Mimarlık Fakültesi Kültürel Mirası Koruma Program’ında Doktorasını tamamladı ve geçtiğimiz günlerde cüppesini giyerek Doktor unvanını aldı.
Doktora Tezi’nin başlığı ise “Erken Cumhuriyet Dönemi Türkiye’sine Tanıklık Eden İsmet İnönü Pembe Köşk Yaşayan Tarihi Müze Evi; Koruma, Yönetim ve Yorumlama” idi.
Pınar Gökçınar Balkan’ın doktora çalışması, Türkiye’deki nadir“Yaşayan tarihi müze ev” örneklerinden biri olan Çankaya’daki İsmet İnönü Pembe Köşk’e odaklanıyor. Çalışma, Pembe Köşk’ü yalnızca tarihi bir yapı, müze ya da siyasi anı mekânı olarak değil; aile yaşamı, koleksiyonlar, arşiv, bahçe, ziyaretçi deneyimi ve koruma süreçlerinin birlikte ele alındığı bütünleşik bir miras alanı olarak değerlendiriyor.
Arşiv araştırmaları, sözlü tarih görüşmeleri, yerinde belgeleme, dijital ölçüm ve karşılaştırmalı müze incelemelerine dayanan tez, Pembe Köşk’ün korunması, yönetimi, yorumlanması ve gelecek kuşaklara aktarılması için bütünleşik bir koruma yönetimi modeli öneriyor.
Başkan Selçuk Balkan’ın Yüksek Mimar unvanlı evlerine şimdi Doktor unvanı eklendi
Pınar Hanım’ın gençlere de bir mesajı var:
“Eğitimim ile gençlere örnek olabilirsem ne ala. Başka bir şey ile öne çıkmak istemem. Eğitimimi örnek alsın gençlik. Teşekkür ederim.”
Eğitim yaşamı sürecinde yaşadıklarını da kendi kelimeleri ile şöyle anlatıyor Pınar Hanım:
Ben Neriman hocama doktora yapmak istediğimi anlatan bir e-posta yolladığımda “..benim bir kızım var, Çağla, 3,5 yaşında” demiştim.
Doktoraya başladığımda 4 oldu.
Ankara’ya yerleştik.
Çınar ortada yoktu.
Babaannem vefat etti.
Sonra pandemi oldu.
Sonra Çınar doğdu.
Sonra İzmir depremi oldu.
Selçuk’un babaannesi vefat etti.
Sonra Hatay depremi oldu.
Sonra Selçuk başkan oldu.
Selçuk’un dedesi vefat etti.
Sonra siyaset çetrefilliydi, daha da çetrefilli oldu.
Ben bu sırada 3 çocuk büyüttüm.
2’si her daim emek istediler. Üçüncüden (tezim) aldım. Sonra 3.’ye emek verdim. Diğer ikisi kaldı diye vicdanım sızladı. Çok çok sızladı.
Anne olmak demek zaten her daim vicdan azabı ile yaşamak demekmiş. Onu öğrendim.
Şimdi Çağla 11 yaşında, Çınar 6 yaşında.
Niyetler gerçeklere dönüştü.
Ben doktoramı tamamladım.
Ne de güzel oldu.
Ankara’yı tanıdım. ODTÜ’de yaşamayı öğrendim. Ankara’yı sevdim. Okulumu daha çok sevdim
İyi ki gelmişim. İyi ki bu yola çıkmışım.
Bu yolculuğu mümkün kılan ve desteklerini esirgemeyen başta değerli hocam Prof. Dr. Neriman Şahin Güçhan’a ve ortak tez danışmanım Doç. Dr. Pınar Aykaç Leidholm’e; tez izleme komite üyelerim Prof. Dr. Namık Günay Erkal, Dr. Öğrt. Üyesi Sibel Yıldırım Esen ve Doç. Dr. Özgün Özçakır’a; tez savunma sınavı jüri üyelerim Prof. Dr. Mine Turan ve Prof. Dr. A. Güliz Bilgin Altınöz’e sonsuz teşekkürlerimi sunarım.
Ayrıca bana kıymetli evlerini ve koleksiyonlarını açan İnönü Ailesi’ne, İnönü Vakfı’na; koruma uzmanı Elif Çolakoğlu’na her daim sorularıma cevap vererek yoluma ışık tuttukları için çok çok teşekkür ederim.
Ph. Done
Bir de canım kendim: bunca kaosun içinde yılmadın, devam ettin. Aferin sana.’’
Siyaseti çok sevmeyen ancak başkan eşine destek olmaktan da kaçınmayan Pınar kardeşimizi bizler de Urla Haber Ailesi olarak kutluyor, başarılarının devamını diliyoruz.






